Yeni Bir Keşif “Üç Kuyular” Antik Kenti

Anadolu kadim medeniyetler mezarlığıdır. İnsanlığın en eski hatıraları bu topraklarda saklıdır. Üzerindeki tozu toprağı hafif araladığınızda tarihin birbirinden değerlerli hazinelerine ulaşabiliyorsunuz. Gizli bir hazinenin üzerindeki tozları aralıyoruz. Ve sizi bugün yeni bir keşfin adresi “Üç Kuyular” antik kentine götürüyoruz.

Aldığımız duyum üzerine yola düştük. İçimizde yeni bir şeyler bulmanın umudu ve heyecanı vardı. Rotamız Adıyaman’ın Besni ilçesine bağlı Suvarlı kasabası oldu. Suvarlı, süvarili anlamına geliyormuş. Geçmişte süvariler kaldığı için bu anlama geliyormuş.

Kasabaya vardığımızda bize yol gösterecek insanlar bulduk. Bizleri üç kuyular olarak adlandırılan bölgeye götürdüler.

Küçük bir vadiye indik. Bir yan düzlük diğer yanımız yüksek ve kayalıklı tepelerden oluşuyordu. Tepelerde peribacalarını andıran kayalar dikkatimizi çekti.

ÜÇ KUYU

Üç kuyular olarak adlandırılan bölgede büyük bir çınar gölgesinde tarihe ve yeni bir keşfe geldiğimizi anladık.  Büyüklerin anlattıklarına göre asırlık çınar ağcı yanmış onun köklerinden yeni sürgünler çıkmış. Bu sürgünler nerede ise bir asırlık ağaç olmuş. Çınarın hemen altında bulunan bölgeye ismini veren ve hala çalışır durumdaki kuyu ile karşılaşıyoruz. kuyunun etrafında el işçiliği ile taşlar oyularak yapılmış taş su kapları var. Çobanlar kuyulardan çektikleri suları buralara boşaltarak hayvanlarını suluyorlar. Bölgede üç kuyunun olduğu zamanla ikisinin kaybolduğunu ancak birinin hala çalışır durumda olduğunu görüyoruz.

Çınar ağacı ve su kuyusu bize burada bir medeniyetin varlığının ip uçlarını veriyor. Bölgede Hititler, Asurlular, Frigler, Persler, Makedonlar, Kommagene Krallığı, Roma imparatorluğu, Doğu Roma (Bizans), Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Eyyubiler, Osmanlılar hüküm sürmüşler. Yapılacak kazılarda Üç kuyular antik kentinin hangi medeniyete ait olduğunu keşfini merakla bekliyoruz.

DÜNYA GÜZELİ MOAİKLER

Çınarın hemen yanı başında taş yığınlarının içerisinde kazılmış çukurlar görüyoruz. Çukurların hemen yanı başında mozaik parçaları görüyoruz.  Defineciler burada kazı yapmışlar ve muhtemelen bir evin tabanında mozaiklere rastlamışlar. Mozaiklerin altında define bulmak içinde mozaikleri parçalamışlar. Çukurun kenarındaki toprakları elimizle araladığımızda mozaiklerin devamını görüyoruz. Tozunu  kaldırdığımızda birbirinden renkli mozaikler güneşin ışıkları ile binlerce yıl ötesinden bizlere gülümsüyor.

Hemen ilerde bir başka çukurun kazıldığını görüyoruz. Onun üzerini temizlediğimizde mozaik desenlerini görüyoruz. Muhtemelen 20-30 metre karelik bir alanda yayılı mozaikler. Binanın temelinde yer döşemesi olarak yapılmış.  Parçalarını gördüğümüz mozaiklerin bütününün iyi bir kompozisyon oluşturacağını düşünüyoruz.

Düzlüğe bakan yamaçta taş yığıntılarının oluşturduğu ev kalıntılarını andıran çok sayıda kalıntı bulunuyor. Muhtemelen bunlar bir şehrin kalıntıları. Ve muhtemelen bu evlerin tabanlarında mozaikler var. Ve muhtemelen bu şehrin çarşıları sarayları bulunuyor. Burada büyük bir medeniyetin  kurulu olduğu muhtemel görünüyor.

Kanaatimiz odur ki talan edilmeden yapılacak kazılarda yeni bir Zeugma mozaikleri gibi değerli mozaikler bulunabilir.

LAHİTLER VE KROKİ

Mozaiklerin bulmanın heyecanı parçalanmış olmalarının hüznü arasında bir süre durakladıktan sonra bölgeyi keşfetmek için bizlere yol gösteren Seydi Başkan yolunu takip ediyoruz.  Yolumuzun uzunluğunu göz önüne alarak çobanların kullandığı dışı kumaş kaplı bidonları kuyudan ödünç alıp yola koyuluyoruz.

Gideceğimiz rotanın adını rehberimizin ismine izafeten Seydi Başkan rotası olarak koyuyoruz.  Rotamız fıstık bahçelerinin arasından başlıyor. Bölge maki ile kaplı. Birbirinden farklı endemik bitkiler yolumuzun üzerinde bize eşlik ediyor. Yol üzerinde zehirli yılanların olabileceği uyarısını dikkate alıyoruz.

Rotamızın başında ilk karşılaştığımız bir kayanın üzerinde işlenmiş kroki oluyor. Sanki bölgenin haritası buraya işlenmiş. Hemen onun yanında bir fıstık bahçesinin içerisinde üzeri açılmış içerisi su tutması için sıvanmış lahit dikkatimizi çekiyor. Tepelerde içerisi oyulmuş muhtemel gözetleme kulesini andıran kayaların bakışları arasında kendimizi huzursuz hissediyoruz.

Bir vadiyi takip ederek tepeye ulaşıyoruz. Tepenin Üç kuyulara bakan yanı maki örtüsüne sahipken diğer yanı büyük ağaçlardan meydana gelmiş ormandan oluşuyor.

KAYA MEZARLARI

Zirveye çıktığımızda vadinin güzelliği bizi büyülüyor. Zirve’de yine kaça olarak yapılan kazılarda çıkartılmış üç adet kaya mezarı görüyoruz.  Bir tanesinin içerisini görüntülemeyi başarıyoruz. Görüntüleyebildiğimiz kaya mezarının içerisinde altı mezar bulunuyor. Büyük ihtimal bir aile mezarlığı burası.

Bölgeye hakim diğer tepelerde de kaçak olarak ortaya çıkartılmış kaya mezarlarının ve lahitlerin olduğunu öğreniyoruz. Büyük ihtimal yapılacak kazılarda daha çok kaya mezarları çıkabilir.

ZİRVEDE TAPINAK

Zirveye çıktığımızda vadiye en hakim tepede bir tapınak olduğunu düşündüğümüz yapıya rastlıyoruz. Yapının temelleri aylarca kazılmış. Temel kesme sütun taşları ortaya çıkartılmış. Tapınağın konumunun güneş batımında güneşle tam yüz yüze geliyor olması da dikkatimizi çekiyor.

Yapılacak kazılarda buradaki medeniyetin inanç yapısı hakkında da bilgilere ulaşılabilir. Bu bakımdan inanç turizmine yeni bir halka eklenebilir.

MAĞRALAR

Zirveden vadiye doğru inmeye başladığımızda güneş başını öne iyice eğmiş akşam yaklaşmıştı. Görmemiz gereken son yer mağaralar kadı. Birisini göremesek de Kül Mağarası’nı görebildik. Mağaranın içi toprak dolu burada da kazılar yapılmış. İçerde ağır bir koku var. Burada kazı yapan bir gurup zehirlenmiş. Halk buranın ölülerin yakıldığı ve küllerinin buraya atıldığını düşündükleri için buraya kül mağarası demişler.

Bölgede çok sayıda mağara bulunuyormuş.

YENİ BİR ANTİK KENT KURTARILMAYI BEKLİYOR

Üç Kuyularda yaptığımız incelemeler ve gözlemlerimiz bizi burada büyük bir medeniyetin yaşadığı kanaati oluşturdu.

Burada ilk yapılacak işlem bölgenin koruma altına alınması ve sonrası kazılarla bu antik kentin yer yüzüne çıkartılması olmalıdır.

Çıkartılacak eserlerin burada sergilenmesi, mozaiklerin yerinden sökülüp götürülmemesi en büyük arzumuz.

Yapılacak çalışmalarla Türkiye’nin yeni bir turizm merkezine kavuşacağını düşünüyoruz.

Vurulacak ilk kazma ile mozaiklerin güneşle buluşacağı ve bir gün atlarla izlenecek rotada bölge halkı için yeni bir  ümidin doğacağını sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

 

BÖLGEDE YAŞAYAN MEDENİYETLER

M.Ö. 40000- M.Ö. 7000       Paleolitik

M.Ö. 7000 – M.Ö. 5000        Neolitik

M.Ö. 5000 – M.Ö. 3000        Kalkolitik

M.Ö. 3000 – M.Ö. 1200        Hititler

M.Ö. 1200 – M.Ö. 750          Asurlular

M.Ö. 750 – M.Ö. 600 Frigler

M.Ö. 600-M.Ö. 334   Persler

M.Ö. 334-M.Ö. 69     Makedonlar

M.Ö. 69-M.S. 72       Kommagene Krallığı

72-395 Roma imparatorluğu

395-670          Doğu Roma (Bizans)

670-758          Emeviler

758 – 926        Abbasiler

926- 958         Hamdaniler

958 –1114       Bizanslılar

1114 –1204     Eyyubiler

1204 –1298     Anadolu Selçuklular

1298 –1516     Memluklular

1516 –1923     Osmanlı imparatorluğu

 

AYRINTILAR

TRUVA GEZİ DERGİSİ’de

www.truvadergisi.com

 

 

 

One Response to “Yeni Bir Keşif “Üç Kuyular” Antik Kenti”

Leave a Reply