Ohrid Balkanların Bir İnsici

Osmanlı’nın diğer yarısı balkanların yüreğinde mavi bir nazar boncuğudur Ohrid gölü. Yerel halkın deyimi ile cennetten süzülmüş bir damladır. Denizleri besleyen dev bir göze, içinde güzellikleri saklayan gizemli bir hazinedir. Hemen yanı başındaki kadim şehir Ohrid’de dalga dala şarkılar söyleyen bir inci tanesidir.
Doğada renk cümbüşü Ohrid şehrine de yansımış. Tarihi çınar meydanından başlıyor Ohrid’in hikayesi. 360 derece meydanda döndüğümüzde kilise çanları, camii minareleri, tekke, tepede kale ve eski evlerin gölgelediği çarşılar şehrin kimliği hakkında bilgi veriyor. Altı bin yıllık geçmişi ile Müslümanlar ve Hıristiyanların beraber yaşadığı şirin bir kent Ohrid.
6 BİN YILLIK KADİM ŞEHİR
Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Ohrid’in kuruluşu MÖ 4 binli yıllara kadar dayanır. Bölgede bilinen ilk yerleşimciler Frigler ve Enheleler olarak tarihi kayıtlara geçmiş. Slavlar, Doğu Roma İmparatorluğu bölgede hüküm sürmüştür. Şehir birinci Bulgar devletinin başkentliğini de bir süre üstlenmiştir.
Ohrid 1395 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmış, 1912 yılına kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Yugoslavya Krallığı ve 1991 yılında Makedonya devleti sınırları içerisinde kalmıştır.
1979 Ohrid gölü 1980 de ise Ohrid şehri UNESCO dünya Mirasları listesinde yerini almıştır.
Galiçica Dağları’nın kuşattığı Ohrid gölünün kenarındaki k dönemdeki adı ise şehrin kimliğine uygun olarak “Işık Kent- Liknidos” ismi anılmış.
OHRİD’DE OSMANLI İZLERİ
Ohrid’e halen ayakta kalan Osmanlı dönemine ait; Haydar Paşa, Kuloğlu, Hacı Hamza, Ali Paşa, Hacı Durgut, Zeynel Abidin Paşa camileri, Halvetî Tekkesi, Eyüp Sabri Bey’in yaptırdığı lise binası hala ayata duruyor.
Çınar Meydanında dinlediğimiz bu kısa tarihçeden sonra inci şehirdeki yolculuğumuz meydanın hemen yukarısındaki, Halvetî Tekkesi, ile başlıyor.
Tekke 1650 yıllarında Zeynel Abidin Paşa Camisi olarak inşa edilmiştir.Hem camii hem de medrese olarak hizmet vermiş. Hayati hazretleri 1720 yılında gelerek burada Halveti tarikatının kolu olarak post kurmuş. Bugün hala o tarikatı manevi iklimi tarihi yapıda yaşıyor. Şehir bugün ayakta kalabilen 10 camii, 40 kilise bir tekke ile inanç mozaiğinin en güzel görüldüğü yerlerden birisidir.



style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-8161168489897369"
data-ad-slot="5885259388"
data-ad-format="auto">


İNCİ GİBİ PARLAYAN ÇARŞILAR
Tekke’den çıkıp eski evlerin gölgelediği eski çarşıda ilerliyoruz. Çarşı her şeyi ile Turizme hizmet ediyor. Hediyelik eşya mağazaları, kafeler, lokantalar dikkat çekiyor. Şehirde en dikkat çeken mağazalar ise İnci mağazaları. Mağazalarda, seyyar satıcılarda inci satanları görmek mümkün. Şehrin adı ile özdeşmiş inciler nerde ise Orijinal inciler mağazalarda bulunurken seyyar satıcılarda sahte inciler olduğu görülüyor. Sabahları Ohrid gölünde ağır ağır hareket ederek duru suda inci avcısı tekneleri görmek mümkün. İnci istiridye,tarak ve bazı midye gibi canlıların içinde oluşan Allahın armağanı tek madendir. Ohrid gölündeki Paşita balığının pulları ve sedef ile parlatılır. Bu işlemi iki Türk ailesinin bildiği onlarında formülü sadece ailenin erkek çocuklarına öğrettiği söyleniyor.
Ohrid incisinden yapılan kolyeler, küpeler, yüzük, bileklik ve tespihler, vitrinlerde bir altın gibi değer görüyor. İncilerin alımına kapılıp Türklerin işlettiği mağazadan bir hediyelik inci kolye almaktan kendimizi alamıyoruz.
42 bin nüfuslu şehrin çarşısı yabancı turistlerin ilgisi ile oldukça kalabalık. Türkiye’den gelen kafileler sokaklarda dikkat çekiyor. Yerli halk ve gelenlerin içerisinde Türklerin olması sebebi ile yabancılık çekmiyoruz.

ŞAİRLER PARKI

Çarşının sonunda Ohrid gölü mavi bir inci gibi parlıyor. Göl ile şehir arasında şairler parkı bulunuyor. Parkta şairlerin ve dünürlerin heykelleri sonsuza kadar Ohrid gölünden ilham almak için dikilmiş gibi yüzleri göle bakıyor. Kiril Alfabesi’nin ilk kullanıldığı yer olarak Ohrid gösteriliyor. Kiril alfabesi mucidi St. Cyrill hapiste yattığı Ohrid’de bu alfabeyi yan hücrelerdeki arkadaşlarıyla anlaşabilmek için keşfetmiş.
BİR KÜÇÜK SAFRANBOLU


style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-8161168489897369"
data-ad-slot="5885259388"
data-ad-format="auto">


Parkın hemen ilerisindeki limandan gölde harika manzara eşliğinde tekne turları yapılıyor. Parkın sol yanı yeni yerleşim alanlarına giderken sağ yön eski yerleşim alanı olarak korunmuş. Eski sokakların içerisine dalıyoruz. Safranbolu evlerini andıran binalar ile karşılaşıyoruz. İki katlı evler bulunuyor. Sokağa uzanan cumbaların bir kısmı yıkılmış.Dar sokakların aralarında küçük kiliseler dikkatimizi çekiyor. Her güne bir kilise düşsün diye şehirde 365 kilisenin yaptırıldığı belirtiliyor. Kiliselerin ilan panolarında ölen insanların fotoğrafları asılı duruyor.
Dar sokaklardan ilerlediğimizde göl kenarında şezlonglarda güneşlenenleri görüyoruz. Oraya ulaşmak için tahta köprüler yapılmış. Köprünün zincirli korkuluklarında aşıkların dilek kilitleri var.
OHRİD GÖLÜ
İster sahilde bir kafeye ister bir taşa oturun balkanların nazar boncuğu gibi masmavi gölü Ohrid sizi içine alıyor. Dup duru derinliklerinde kayboluyorsunuz. Ohrid diğer göllerden farklı. Göllerin büyük çoğunluğu dere, çay ırmak ile beslenirken Ohrid gölü kendisi bir kaynak olarak ırmakları denizleri ve etrafındaki doğayı besliyor. Göl kenarında ki plajlar ile küçük bir deniz gibi balkanların göbeğinde duruyor.
Butik bir oteli andıran Ohrid şehrinin inci gibi parlayan sokaklarındaki yorgunluğumuzu sahildeki bir banka oturarak atıyoruz. Arkamızda bizim için hüzünlü bir mazisi olan Ohrid şehri önümüzde hasret kokan Ohrid gölü. Dudağımızda suya dökülen bir kaç mısra.
Ben gurbetim
Ben hasretim
Ben Ohrid’im
Beni böyle yalnızlıklara bırakma yar

GÖRÜLECEK YERLER

Aziz Kliment Kilisesi: Ohrid’de en çok ziyaret edilen kiliseler arasında yer alan Aziz Kliment Kilisesi, konumu nedeniyle turistleri kendine hayran bırakıyor.
Galicia National Park: St. Naum bölgesinde bulunan Drim Nehri, Ohrid Gölü’ne bu noktada dökülüyor. Burası için söylenecek tek şey: Doğa harikası. Burada mutlaka tekne ile gezinti yapın, bu doğal güzelliğe şahit olmalısınız.

St. Manastır Ohrid’e yarım saat uzaklıkta. Manastırın çevresinde hediyelik eşya satan yerler bulunuyor.

Ohrid Kalesi: Kale şehrin tepesinde bulunuyor. Çıkması zor ama manzarası zevkli.
Halveti Tekkesi: 1720 yılında kurulmuş bu gün halen manevi himmeti devam ediyor. Bölgedeki Müslümanların manevi hamuru olarak duruyor.

NE ALINIR?
Ohrid turistlere alışveriş konusunda çok fazla seçenek sunuyor. Ohrid incisinden yapılan kolyeler, bileklikler küpelerden buraya ait en güzel hediyedir.

NE YENİR?
Ohrid gölünden çıkan alabalık, Makedon yemekleri, Makalo adını verdikleri meze; yoğurt ve sarımsaktan yapılıyor. Et yemekleri de çok lezzetli. Sabah kahvaltıda ise burek dedikleri böreklerden ve simitlerinden mutlaka yemelisiniz. Müslüman lokantalarda gönül rahatlığı ile yemeklerinizi yiyebilirsiniz



Ohrid, her mevsim ayrı bir güzel fakat ilkbahar ve yaz ayları tercih edilmeli. Türkiye’den çok sayıda firma buraya tur düzenliyor. Türkiye’den direk uçuş yok. Tiran (135 km ) veya Üsküp (173 km) uçularak oradan karayolu ile geçilebilir.


Tags: , , , ,

Leave a Reply