Sedefçilik

Ağaçlar canlı iken nefesimiz, gıdamız, gölgemiz, manzaramız; ölünce mobilyamız, yakacağımız, oyuncağımız … olarak bin bir şekilde yaşamımıza değer katıyor. Ağaç kesildikten sonra canlılığını kaybetse de usta ellerde yeniden hayat buluyor. Ağaca yeniden ruh veren en büyük zanaat ustalarından birsi de Sedefkarlar. Ağaca giydirdikleri sedeften gelinlikler ile ona ikinci baharı yaşatıyorlar.
Sedef ve Kakmacılık’a zanaat, ortaya koydukları ürüne zanaat eseri demek emeğe, işçiliğe ve hünere haksızlık olur. Sedefçilik en güzel sanatlardan birisi, Sedefkarlarda en büyük sanatkarlar arasında anılmalıdır.
Cilalanın parlattığı ahşabın kahverengi tonları üzerinde parlayan sedeften yapılmış birbirinden alımlı ürünler en davetkar duruşları ile sizi kendine çağırıyor. Gaziantep tarihi çarşılarında vitrinindeki güzelliğe bakarak alımına kapıldığımız Sedefçi dükkanına giriyoruz.

Sedeften Yapılmış Rahle

Buraya dükkan demek doğru olmasa gerek, mağaza ve ile iç içe olan atölye yeni gelin olmuş bir kızın çeyiz sandığına benziyor.
Sedef ile bezenmiş sandıklar, kendine özgü kilit sistemi ile ilgi çeken takı kutuları, yaşlıların yol arkadaşı bastonlar, muhabbetin etrafında döndüğü zigonlar, kabzası işlenmiş kılıç ve kamalar, Kuran’ın en güzel şekilde okunması için yapılmış rahleler mağaza raflarını süslüyor. Mağaza değil de sanki sanat eserlerinin sergilendiği sanat galerisinde sergideymişiz duygusunu yaşıyoruz.
Birbirinden güzel eserlerin hemen ilerisindeki atölyede otuz yıllık Sedefe emek veren Sedefkar M.Bülent Fıstıkçı ve hemen yanında hem oğlu hem de Türkiye’nin en genç sedefkarı M.Beyhan Fıstıkçı karşılıyor bizi.
Osmanlıdan günümüze kadar gelen Sedefkarlık hem zahmet ve hem de zevkle bu dükkanda yaşatılıyor. Sıcak bir çayın buğusunda Sedef ve kakmacılığın hikayesini dinliyoruz M.Bülent Fıstıkçıdan.

Mobilya aşamasından sonra Sedef ürünleri on sekiz farklı aşamadan geçiyor. Sedefin işlemesi, kakma sanatının inceliği ve Telkari sanatının zarifliği ile Sedef ürünleri hazırlanıyor.
Sedefçiliğin ham maddesi olan Sedef, ırmaklardan elde edilen Midye ve Kaplumbağa kabuklarından oluşuyor. Ham olarak mobilyacıdan Sedefkar ustalarının eline gelen ürünlerin üzerine önce yapılacak motif çiziliyor.Sonrasında ince çekiç vuruşları ile sedefin yerleştirileceği kanallar açılıyor, parlatılmış sedefler açılan kanallara yerleştiriliyor. Etrafına ince teller ile çerçeve atılıyor. Cilalanan eser artık görücüye çıkmaya hazır hale geliyor.

Gaziantep’te atmışlı yıllarda bir ustaya İngiliz bir vatandaşı getirdiği eserin tamiratı ile başlıyor. Şehrin girişimcilik ruhunu kapan ustalar Sedefçiliği bu vesile ile şehirde başlatıyor. Bugün şehirde bu işle uğraşan az sayıda da olsa da Sedefkar ustaları yetişmiş.
Gaziantep Bakırcılar ve Sedefçiler Odası’nın düzenlediği kurslarda usta Sedefkarlar bu güzel sanatın gelecek nesillerde yaşatılması için çıraklar yetiştiriyor. Gazizantep’e özgü bu Zanaattan Gazianteplilerin çoğunun haberi olmasa da Sedefçilik Gaziantep’e özgü olarak resmi olarak tescillenmiş.
Verilen emek, ortaya konan esere göre fiyatı düşük, ülkenin ekonomik durumuna göre müşteriye pahalı gelen sedef ürünleri seçkin müşteriler tarafından alınıyor.
Gaziantep’in kültür ve sanat kokan eski çarşılarına yolunuzu düşürseniz mutlaka bir Sedefçiye uğrayın. İçeceğiniz sıcak bir çay, cazibesine tutulacağınız bir sedef ürün sizi karşılıyor olacaktır.

HASAN MAHİR

Tags: , , , ,

Leave a Reply