Firavun muyuz?

firavunKızıl deniz sonsuz çağrıya uyarak, Hz Musa’ya yol, Firavun’a ebedi mezar olduğunda, biz sayfanın kapandığını sandık. Sandık ki Firavun cehennemi doldurdu, bize yer kalmadı. Sandık ki ilahi emre karşı gelen, kendisini mabutlaştıran sadece Firavun. Oysa içimizde ne “benden tanrılar ” yaptık. Kalp meydanlarımızın orta yerine nefis putları diktik. O putlara kutsiyet ve dokunulmazlık elbiseleri giydirdik.

 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” (Zuhruf-51)

Mallarımızın gerisine çekilip “ Ey insanlar, şu her yanı yeşil, çiçeklerle donanmış bahçe benim değil mi? O bahçenin içerisinde Pembe panjurlu, koskocaman villa benim değil mi? Garajındaki o son model araba benim değil mi? Ötedeki yazlık, berideki bağ evi, ilerdeki yayla evi benim değil mi?  Her gün tonlarca üretim yapan, ülke ekonomisine katkıda bulunan bu fabrika benim değil mi? Ben değil miyim o fabrikada yüzlerce insana ekmek veren…” Haykıranı hatırlıyor musunuz?

Ya kendisine lütfedilmiş halka hizmet makamını, minnet makamına çevirip kapısına gelenlere. “Ben yaptım, ben ettim, bu okul benim sayemde yapıldı, bu şehri ben imar ettim. Ben olmasam burada işler yürümez” diye makam sahibini hatırlıyor musunuz?

Aynaya bakıp, gözlerinin maviliğini, yüzlerinin pürüzsüzlüğünü, boyunun endamı ile “ben ne güzelim” diye salınan tanıdık geliyor mu?
Vereni unutup mülk sahibin mallarını parsel parsel paylaşmadık mı? Sınırlar çizmedik mi kalın çizgilerle haritalarda, kiracısı olduğumuz dünyanın her cm’ini benlerimiz üzerine tapulamadık mı?

 “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?”  Zuhruf-52

Firavun Makamının sahip olduğunu düşündüğü malın verdiği cesaretle, konuşurken kekeleyen Hz Musa ile alay ediyor. Mal ve makamın gücüne kendini o kadar kaptırmış ki, önünden her geçen bir karınca kadar küçük, sümüklü bir böcek kadar sefil görüyor.

İçimizde bize rağmen bizle büyüyen ben Firavunumuzda öyle değil mi? Kucağında büyüdüğü anasını, ekmeğini yediği babasını beğenmiyor. İçinde yaşadığı topluma tepeden bakıyor. Bir adım öne çıksa arkadakileri bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, cahil halk olarak görüyor. Kendisimi âlemin âlimi, diğerlerini cahili görüyor. Malımız, makamımız, ilmimiz, sanatımız üzerinde yükseliyor “ben” denen bu Firavun. Öte yandan dünyalık saltanat kimimizi Firavun yaparken kimimizi de ona kul yapmıyor mu?

Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.    (Zuhruf-54) 

Bedenlerimizi fabrikalarında, bürolarında, dairelerin de kiralayıp çalıştıranlara, ruhumuzu da sattık. Ben diyen asrın Firavunlarından bildik nimeti. Köle diye aldılar yanlarına, biz gönüllü kul olduk.

Birileri alkışlamasa idi benim diyeni. Belki vazgeçecekti o kendini ilahlaştırmaktan. Biri ben dedikçe diğeri sen dedi. Ve karşımıza ben diye bir yığın Firavun ve bir yığın gönüllü kulları çıktı. Eğildikçe kul olanlar başları, Firavun görünümlülerin başları yukarı kalktı. Biri benliğini kaybetti, öteki benine yenildi.

Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. (Zuhruf-55)      

Kızıl deniz sadece Firavuna gazap olmadı, alkışları ile ona destek verenleri de aldı içine imansızlıkları ile. Fayda etmedi son pişmanlıklar. Ebedi bir karanlığın sahibi oldular. Gerçek mabuda kul olanlara ise kızıl deniz hem dünyalık hem de sonsuz bir kurtuluşun kapısını araladı.

Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. (Zuhruf-56) 

Firavunlaşan nefisler, onlara alkış tutan nesilleri dünden bugüne devam ediyor aslında. İnkâr denizinin dalga dalga insanları yuttuğu zamanımızda kalbimizi yoklamalı, Firavun mu,  ona destek olan mı, yoksa imana huzur iklimine girenlerden mi olduğumuz sorgulamalıyız?

 Şimdi tam ortasındayız aslında hayat denen kızıl denizin; boğulup ibretlik olmakta var, kurtulup cennetlik olmakta. Ne duruyoruz o zaman vuralım iman asasını Musa’ca denize.

AYETLERİ OKU DİNLE

http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=43

Tags: , ,

4 Responses to “Firavun muyuz?”

  1. filiz diyor ki:

    Semboller dışarıda öcüler yaratmasın ,ayırımlara hele hiç uğramayalım.Ne kişisel ah vahlar edelim ne hayranlıklarımızı puta dönüştürelim.Selam ile bir gönül olma niyetiyle yazılır onca cehennem korkutmalarıda cennet şevkleride..Uyanan bana seni gerek seni der..Uyanan ne olursan ol gel der..Uyanmak için herşey .Uyanmak istiyorum ,uyanmak istiyorum,uyanmak istiyorum.

  2. filiz diyor ki:

    Umarım değiliz dir..

  3. Modifiyeci diyor ki:

    Çok faydalı bilgiler sunduğunuz için teşekkürler.

  4. Mehmet KÜÇÜKYENİCİ diyor ki:

    İman asasını Musa (a.s.) gibi taşa vuranlardan oluruz İnşaallah.

Leave a Reply