Bu Bilek Bükülmez

mehmet-yilmazsoyTaş sokakların yorgun gölgelerinde, eski bir Antep evinin altında dar bir atölye sıkışmış sanat ve spor adamı Mehmet Yılmaz Soyu bulduk. Uğraştığı sanatlar ancak  kuyumcu terazisinde  tartılacak kadar incelik gerektiriyor. İlgilendiği spor dalları ise onun tam tersine güç gerektiriyor. Birbirine aykırı duran bu zarafet ve gücün tek ortak noktası içlerinde barındırdıkları doğru felsefeden geçiyor.

Mehmet Yılmazsoy’un bileğinde neler yo ki. Süsleme sanatlarının çoğu ile uğraşıyor; hat, ebru, resim  grafik, reklam, cami süslemeleri… Aynı bilekte halter, bilek güreşi, vücut geliştirme, satranç, aikido, kiyutojutso hapkido sporları dereceler yapmış.

Mütevazi atölyenin dar odasın da, taşın doğal serinliğinde kaçak çayın siyah renginde sanattan spora muhabbeti koyulaştırdık.

Yılmazsoy sanata ilgisinin dayısı ile başladığını belirtiyor. Heykel traş olan dayısının yanında asker dönüşü çalışmaya başlar. Dayısının taşa, tunca, verdiği şekiller onun içinde de bir sanat adamının yontularak ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Dayısının atölyesinde “bende yapabilir miyim” sorusunu soruyor. Yavaş yavaş olayın içerisine giriyor. Amacı ortaya bir şeyler koymak. Yapmak için yapmak. Kendindeki cevheri keşfetmeye başlıyor. Ve hat, ebru, süsleme, resim gibi sanatları izleyerek, araştırarak geliştiriyor. En çok ıstırabını çektiği şey ise bu sanatları bir ustadan öğrenmemek.

Sporda sanat kadar şansız değil. Bu sporu kendisine öğretecek hocaları bula bilmiş. Aikido, kiyutojutso hapkido, halter gibi spor dalarını geliştirip dereceler almış.

Atölyesi sanat, salonu spor kokan  Mehmet Yılmazsoy’un hayatı ödüllerle dolu. Neler yapmış neler kazanmış ağzından dinleyelim. “Spor alanında, halterde Türkiye beşinciliğim var. Gaziantep şampiyonluklarım var. Satrançta Gaziantep üçüncülüğüm var. Hali hazırda Gaziantep Gençlik Spor İl Müdürlüğü sporcusuyum. Bilek güreşinde Türkiye ikinciliklerim var. Bilek güreşinde beni yenen dünya şampiyonuydu. Bilek güreşinde sağ ve solda Türkiye şampiyonluklarım var. En son yapılan şampiyonada Bilek güreşinde birinci oldum. Bu ayın 23 Haziran 2008 de bilek güreşi için Türkiye’yi temsilen Norveç’te yapılacak Avrupa Birek güreş yarışmasına katılacağım.

Aikido da 6. dan profersörlüktür. Ben 6. danım. Şuan savunma sanatlarında profesörlüğü ifade eden noktadayım. Türkiye’deki aikijutsu’da 6 dan ve üzeri kişilerden biriyim. İtalya Savaş Sanatları Akademisi ve Savaş Sanatları Birliği’nin Türkiye temsilcisiyim. Bu birlik büyük ustaları kendi birliklerine alıyorlar. Hapkido da 1. dan sahibiyim. Kuyitujutsu dediğimiz yaşamsal bölge sistemlerine dayalı bir sistem var. Orada Türkiye’deki tek kişiyim diyebilirim. “

Bileği ile sanat spor dalarlında kazandığı başarılar uzayıp gidiyor. En çok hayıflandığı genelde sanatı sipariş üzerine yaptığı sergi açamadığı için kendisine kızyor.

Uzakdoğu sporlarının kendi felsefemiz içinde yorumlanmasını düşünüyor. Bu amaçla Türkiye’ye ait bir savunma sanatı kurmak için çalışıyor. Spor ve sanat etkinliklerin yanında aynı zamanda hocalık yapıyor. Meraklılarına duyuralım Şuan aikido ile ilgili bir kitabı bitirmek üzere.

Kitabı yazmasında ki en büyük etkenlerden biri kendi kültürümüzü kaybetmeden başka kültürleri öğrenmek.  Kitabı yazma konusunda” Kitabın felsefik alt yapısı çok önemli. Japonların Şinto dinine göre yapılan ritüelleri değiştirmeyi düşünüyorum. Şinto mantığından bir sistemde her şey Şinto dininin yansımasıdır. Bu onların gömleğidir, bu bize uymaz. Bu gömlek bize uymaz biz Türk Müslüman gömleğini bir şekilde sporun içine almamız lazım. Japonya’dan benim ülkeme gelen bir spora bende kendi zenginliğimi katabilmeliyim.”diyor

Kendi içinde kendi doğrularını yakalamaya çalışan bu ustaya en zor soruyu soruyoruz. Bir yanda ince ruh diğer yanda güç gerektiren birbirine karşı görünen sanat ve sporları nasıl bir arada yapıyorsunuz. İşte merak edilen sorunun cevabı “Aynı anda elin terazisini yansıtan bir sanatla uğraşıyorum. Diğer taraftandan 62.5 kilogramla çalışıyorum. Zor bir sporla birebir muhatap oluyorum.

Eskiden hattatlara 1 kilogram bile kaldırtmazlarmış. Elinin terazisi bozulmasın diye. Ben bu açıdan tekim. İkisini aynı anda yapabilme gayreti var bende. Bu çalışmaları ne ölçüte başarıyorum takdir sanatseverlerindir. Fakat belli bir şeyler başardığım kanaatindeyim, yapmaya gayret ediyorum. Bu iki dalı da yapabilirlikte güzel bir gurur yani. “

Atölyede söyleşimiz devam ederken, bizi çalışırken dinleyen çocukları da babaları gibi hem sanat hem de sporda yetişmişler. Şimdiden dereceler almışlar.  Çocuklar hem sanatçı hem de sporcu bir baba olmanın tüm güzelliklerini bu sanat ve sporlarla uğraşarak kullanıyorlar.

Seyfullah Yılmazsoy, 8. sınıf öğrencisi. Mehmet Yılmazsoy’un oğlu ve talebesi oda bu yaştaki gayretini birkaç cümle ile özetliyor.”13 yaşında hatta merak saldım. Babamdan öğrendim. Bilek güreşine 6-7 yaşından beri merakım var. Bilek güreşinde Gaziantep şampiyonluğum var. Resime de babamdan gördüğüm günden beri ilgim var. Resim çok hoşuma giden bir sanattı, küçüklükten beri amacım resim öğretmeni olmak. 6 yıllık aikido sporcusuyum. Türkiye’de 2 danım var. Gaziantep’te çocuklarda büyük ustalardan biriyim. Satrançta Gaziantep 2-3 ve 4.lüğüm var. Sanatçı bir babamının oğlu olmak çok güzel bir duygu. Babanız herkes tarafından biliniyor. Babama saygımda kusurum olmaz ama sanatta geçmeyi istiyorum.”

Belki çoğunuz merak yada itiraz edeceksiniz bir insan bu kadar sanat ve spor dalı ile uğraşamaz diye. Çağımız bilim ve eğitim anlayışı insanları bir alanda uzmanlaştırmaya çalışıyor. Bu merakımıza tarihe gönderme yaparak cevap veriyor Mehmet Yılmazsoy. Tarihteki büyük bilim ve sanat adamlarının büyük çoğunluğu, Hem sanat hem edebiyat, hem matematik, hem psikoloji, hem astronomi… ile uğraşmışlar.

Çayımızı bitirip Gaziantep, eski yerleşim yerlerinin dar sokaklarında ilerlerken son soru aklımıza takılıyor. Acaba eğitimciler insanı bir alanda uzmanlaştırmaya yönlendirirken yanlış mı yapıyor. Bileğimizi yokluyoruz, hem kalem tutabilir hem de spor yapa bilir mi. Belki…

2 Responses to “Bu Bilek Bükülmez”

  1. Ahmet Asım diyor ki:

    Bu sporcu kardeşimizin diğer maharetlerini yeni fark ettim bayağı ilginç bir şahsiyet imiş .Bu değelerin korunup kollanması gerektiğini düşünüyorum.Bizim yetenekli evlatlarımızın yeteneklerini sergilemesine imkan verebildiğimiz oranda bu millet istifade eder Ahmet Asım selamlar

  2. Ahmet Asım diyor ki:

    Ayrıca bu haberi samimi bir ortam içerisinde yazan Hasan Mahir arkadaşımıza sa bu duyarlılığından dolayı teşekkür etmek gerek diye düşünüyorum. selamlar

Leave a Reply