Özgürlük Kuşları-Şehitkamil

Kırkayak parkı bugün de cıvıl cılvıldı. Ulu camide öğle ezanı yükseldi. Yaşlılar ezanla birlikte banklarından kalkarak camii yolunu tuttular.  Onların yerini Akyol kütüphanesinden çıkan öğrenciler aldı. Parktaki Gaziantep kurtuluşunu anlatan heykellerin önüne de güvercinler kendilerine atılan yemleri n keyfini sürüyordu. Parkta oynayan çocukların ve kuşların sesi birbirine karışıyordu.

Gökyüzünde bir şahin döne döne aşağı doğru süzüldü. Tehlikenin geldiğini düşünen güvercinler kanatlarını hızlı çırparak sağa sola uçuştu.

Şahin çok hızlı bir şekilde yere düştü. Şaşkın şakın etrafına bakındı. Çırpınıp uçmak istedi, uçamadı. Bu durumu gören çocuklar koşarak şahinin etrafında toparlandılar.

Hasan- Bu kuş yaralanmış

Semih- İyi olmuş, Yaralanmasa güvercinleri kapardı. Öldürelim onu.

Çocuklar etraftan taşlar sopalar bulmaya çalıştılar.

Elif- Yapmayın yazıktır. Yaralı Hayvanı öldürmek günahtır.

Elif’i dinleyen yoktu. Bütün çocuklar yaralı şahini öldürmek için saldırıya geçtiklerinde içlerinden bir çocuk ileri atıldı.

-          Dokunmayın ona. Yaralı hayvana dokunulur mu?

Çevik bir hareketle şahini yerden aldığı gibi parktan uzaklaştı. Doğruca evlerine gitti. Evin kapısını hızlı hızlı çaldı. Annesinin yüreği ağzına geldi kapıyı açtığında.

-          Ne oluyor Ökkeş ne bu telaş. Yüreğim ağzıma geldi.

-          Yok, bir şey anne. Yaralı bir kuş buldum. Ço-ço-çocuklar onu öldürecekti. Bende aldım eve geldim.

-          Aman Allah’ım! Yaralı bir şahin bu. Vah Zavallı.

Ökkeş ve annesi kanadı yaralanmış şahinin yarasını sardılar. Hayvan korkuyordu.  Küçük bir karton kutunun içine koydular. Yanına yem ve su bıraktılar.

-          Ökkeş camları kapat. Kedilere kaptırmayalım.

-          Tamam anne

-          Senin odanda kalsın. Şimdi biz çıkalım. Zavallı çok ürkmüş.

Ökkeş Akyol İlkokulu ikinci sınıfa gidiyordu. Okuldan gelir gelmez şahinin yanına giriyor, yemini suyunu veriyor, yuvasını temizliyordu. Sonra onu şefkatle okşuyordu. Günler geçtikçe şahin iyileşiyordu. Ökkeş ile şahin arasında güzel bir arkadaşlık başlamıştı.


style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-8161168489897369"
data-ad-slot="6983672185"
data-ad-format="auto">

 

Bir gece Ökkeş uyumak için odasına çekildi. Yatmadan önce şahini kutsusunda çıkardı. Sevdi. Şahin bir anda ellerinin arasından kaçıp evin içerisinde uçmaya başladı. İyileşmişti. Ökkeş’in yüzü gülüyordu. Şahinin iyileştiğinden emin oldu. Eskisi gibi uçuyordu. Ökkeş konması için kolunu ileri doğru uzattığında şahin gelerek kolunun üzerine kondu.

 

Bir süre göz göze geldiler. Ökkeş arkadaşının iyileşmesine sevinmişti. Bir yandan da ondan ayrılacağı için üzülüyordu. Şahinler evcil değillerdi. Onlar özgürlüğü severlerdi. Şahinin sırtını okşadı.

-          Demek iyileştin ha dostum.

-          Evet.

-          Aman Allah’ım! Sen konuşabiliyor musun?

-          Evet. Ama beni sadece senin gibi kalbi güzel çocuklar anlayabilir. Ha bu arada söyleyeyim benim adım Özgürlük Kuşu.

-          Çok güzel. Memnun oldum

-          Seviniyorum diyorsun ama üzgün duruyorsun. Neden böylesin?

-          Seninle tam anlaşıp dost olacaktık. Yarın annem seni salıverir. Bende seni bir daha hiç göremem.

-          Üzülme ben her akşam gelirim.

-          Gerçekten mi?

-          Evet.

-          Çok sevindim buna.

-          Sen iyi kalpli bir çocuksun. Bana yaptığın iyiliğin karşılığını ödemek istiyorum.

-          Ben karşılık olsun diye yapmadım.

-          Biliyorum. Bak şimdi. Sana bir teklifim var. Bu aramızda sır olacak kalacak.

-          Nasıl bir teklif bu?

-          Ben istediğin her gece pencerene gelirim.

-          Çok sevindim

-          Sabret.

-          Uçmak ister misin gökyüzünde?

-          Kim istemez. Elbette isterim.

-          O halde istediğin her gece herkes uykuya daldığında bir ıslık çal. Ben gelirim. Seni gökyüzüne çıkartırım.

-          Harika olur.

-          Bu kadar da değil sana Gazişehrimiz Gaziantep’in kahramanlarının hikâyesini anlatırım. İstersen seni onlarla tanıştırırım.

-          Gerçek mi?

-          Evet

-          Bu geceden başlayalım mı?

-          Neden olmasın. Sen pencereyi aç. Kendini bırak sakın korkma? Sadece şöyle de. “Ey gökyüzünün sahibi, uçur beni”

Ökkeş denileni yaptı ““Ey gökyüzünün sahibi, uçur beni” diye seslendi. Özgürlük kuşu ile birlikte uçmaya başladı.

Özgürlük kuşu ile beraber Ökkeş’te gökyüzünde uçuyordu. Uçmak ne güzeldi. Aşağıda evler, sokaklar, ulu camii, kale, kütüphane, okulu ne kadar güzel görünüyordu.

-          Hey Ökkeş uçmak nasıl?

-          Harika bir şey

-          Şimdi hazır ol seni Şehitkâmil’in yanına götüreceğim. Benim söylediğimi söyle “ Ey gökyüzünün sahibi, al içeri beni.”

-          “ Ey gökyüzünün sahibi, al içeri beni.”

Daha cümleyi yeni bitirmişlerdi ki, kıvrım kıvrım uzanan ırmağın kenarında yem yeşil bir bahçede on, on bir yaşarın da bir çocuğun oynadığını gördüler. Süzülerek yanlarına indiler. Selam verdiler. Özgürlük kuşu seslendi.

-          Hey Şehitkâmil sana bak kimi getirdim.

-          Hey bu yakışıklıda kim?

-          Ökkeş. Senin hemşerin. Gaziantepli

-          Oooo! Merhaba ufaklık hoş geldin dünyamıza.

-          Hoş bulduk Kamil abi

-          Hey Kamil Ökkeş seni tanımak istiyor. Ona başından geçenleri anlatır mısın?

-          Tamam, o halde çıkalım Gaziantep’e orada anlatayım.

Hep birlikte “ Ey gökyüzünün sahibi Çıkar bizi dışarı” dediler. Ökkeş, Şehitkâmil ve Özgürlük kuşu Gaziantep üzerinde uçmaya başladılar. Akyol camii’ civarına geldiklerinde Şehitkâmil anlatmaya başladı.

-          Hey çocuklar aşağıya bakın. Şehrimiz Gaziantep ne kadar güzel değil mi?Ama bundan yıllar önce Osmanlı yıkıldı. Düşman her yanı işgal etti. Ülkemizin her yanında savaşlar başladı. Ankara’da Atatürk liderliğinde Meclis açıldı. Yıllarca cephede savaşmış yorgun askerler yeniden toplandı. Batıda Yunanlılarla savaş başladı. O günlerde İngilizler arkasından Fransızlar Gaziantep’i işgal etti. Bizimle aynı mahallede birlikte yaşayan Ermenilerin desteği ile Gazianteplilere işkenceler yapmaya başladılar.

-          Vay zalimler vay.

-          Evet, Ökkeş zalimden öte işkenceler yaptılar. İnsanlarımızı öldürdüler.  İleri gelenleri şehirden sürdüler.

-          Hiç insaf yokmuş.

-          Haklısın daha da ötesine gittiler.

-          Günlerden bir gün bakın aşağıda şurada Akyol’da bir ekmek fırını vardı. Annem çarşafını üzerine giydi. Elimden tuttu. Birlikte fırına ekmek almaya gidiyorduk. O günlerde yemek nerde ekmek bulmak zordu. Fırının önüne geldiğimizde üç dört Fransız askeri etrafımızı çevirdiler. Annemin çarşafını çekiştirdiler. “Hanım aç çarşafı da güzelliğini görelim.” diye laflar söylüyorlardı. Annem sağa sola kaçmaya çalıştıkça çarşafını çekiştirdiler. Annemin başı açılmıştı. Bağırmaya başladı. Yetişin ey ehli iman kurtarın bizi.

-          Alçaklar. Keşke bir silahın olsaydı. Kamil abi.

-          Olsaydı hepsini vururdum inan Ökkeş

-          Silahım yoktu. İçimdeki öfke imanımla birleşti. Nasıl olurdu anamın mahremine Fransız askeri el uzatırdı.

-          Haklısın annem, bizim milletimiz için namus şeref, örtü bayrak ve kitap kutsal diyor Kamil abi.

-          Evet kutsaldı. Kutsalımıza dokunmuşlardı.

-          Etrafa baktım yolun kenarında bir taş duruyordu. Taşı kaptığım gibi Fransız askerinin birisine yapıştırdım. Tabi diğer askerler anne mi bırakıp bana döndüler. Kurşunlar, süngüler üzerime geliyordu.

-          Acıdı mı Kamil abi bedenin?

-          Yooo onlar vurdukça benim bedenim hafifliyordu. Ruhum bedenimden kurtulduğunda ben bir kuş gibi hafifledim. Gökyüzünde süzülmeye başladım.

-           Annen ne yaptı

-          Annemin feryadı bütün Antep’i kapladı. Ses dalga dalga yayıldı. Bir anda bütün Antep oraya toplandı. Askerler kaçarak birliklerine sığındılar. İşte çocuklar o gün bir kâmil şehit olmuştu ama Antep ayaklandı. Ve benim ateşim bir kıvılcımdı. Özgürlük ateşini tutuşturdu.

 

Herkes derin bir sukuta dalmıştı. Özgürlük Kuşu bu sessizliği bozdu.

-          Hey beyler sabah oluyor. Ezan okunmak üzere. Ökkeş eve gitmeli

-          Ben biraz daha kalmak istiyorum.

-          Yarın yine alırım seni. Şimdi gitmen gerek

Şehitkâmil, Özgürlük kuşu ve Ökkeş süzülerek, Ökkeş’in odasının penceresinden içeri girdiler. Ökkeş yatağına uzandı. “İyi geceler arkadaşlar” dedi.

Kamil ve özgülük kuşu Ökkeş uykuya dalana kadar Kuş tağasında bir süre onu beklediler.  Ökkeş uykuya daldığında şahin olup gökyüzünün derinliğinde kayboldular.

 

Tags: , , , , ,

Leave a Reply