Köy Öğretmenin Deklanşöründe Arşivlenmiş Anadolu Köyleri

Anadolu köylerine bazen bir dağ yamacında, bazen bir nehir kenarında, bazen bir ovanın kuytu köşesinde, bazen dolambaçlı yolların sonunda bir vadide rastlarsınız. Birbirinden farklı mimari yapıları ile karşımıza çıksa da köyler, şimdilerde ortak kaderlerini yaşıyorlar. Yalnızlık, kaderine terk edilmişlik, köylerin ortak paydası olmuş.

Şehirlerin geçmişine yolculuğa çıkmak istediğinizde mutlaka eski bir fotoğrafçıda, gazetecide düne ait fotoğraf karelerine rastlamanız mümkündür. Ya köylerin geçmişine yolculuk yapmak isterseniz orada elinize birkaç aile fotoğrafından başka bir şey geçmeyecektir. Ama o köye bir fotoğraf meraklısı köy öğretmen düşmüşse şanslısınız demektir.

Bundan 30-40 yıl önce fotoğraf makinesi öyle herkesin eline geçmeyen bir aletti. Şimdilerde artık her cep telefonu bir fotoğraf makinesi görevini üstlenerek köyde, kentte herkesin elinde dolaşıyor. Çekilen fotoğraflar anında sanal dünyada paylaşılıyor.

1980’li yılların başında Tokat’ın Niksar İlçesine bağlı Arıpınar Köyüne Şahman Açıkel’in tayini çıkar.

Öğretmen okullarının son mezunlarındandır. Resim yapma merakı onu fotoğraf çekmeye yönlendirir.

O zamanlar öğretmen köyde;  devlet demek, aydın demek, alim demek, bilge demek, veteriner demek, danışman demek, katip demektir.

O köy öğretmeni Şahman Açıkel yıllarca Arıpınar köyünde görev yapar. Köylülerle hem dem olur. Kendini o köyden biri olarak kabul eder.

Siyah beyaz fotoğrafları çeken Jüpiter marka bir fotoğraf makinası vardır. Ayaklarında doğru düzgün ayakkabıları olmayan, abilerinden ablalarından kalma siyah önlüklü öğrencileri ile objektifin karşısına geçer. Makinasını otomatik çekime alır zamanı kavruk yüzlü öğrencileri ile fotoğraf karesinde dondurur.

23 Nisan kutlamaları, 10 Kasım anma törenlerinde deklanşöre basar köyün tarihine bir çentik atar. Düğün kurulsa köyde alır makinasını halayları, zılgıtları, sevinçleri, gözyaşlarını ölümsüzleştirir. Bazen bir asker uğurlamasında gurbeti, hasreti ve gururu aynı anda siyah beyaz kareye sığdırır.  Köyün gençleri ile yaptıkları bir maç sonrasında köy takımı olarak şampiyonluk kupasını kazanmış gibi poz verir. Köy meydanında bir bayram namazı sonrasını dondurur. Çadırları kurulmuş köy yaylasının tüm gizemini taşır dünden bugüne.

Yıllarca yaşadığı köyde, köyün geçmişinin arşivini yapar. Siyah beyaz fotoğraflar zaman geçtikçe renklenir. Albümünün arasında kalır eski zamanlar. Çektiği fotoğraflardan kimsenin haberi bile yoktur. Fotoğraftaki renkler solmaya başladıkça fotoğraftaki çocuklar büyür, albümündeki yaşlı yüzler bir bir dünyadan sonsuzluk kervanına katılarak göçüp gider.

40-50 yıl öncesinin arşivi, öğretmenin albümünün arasında gizli bir hazine gibi keşfedilmeyi bekler. Öğretmen Şahman Açıkel yıllarca çalıştığı köyden tayin ister. Şu anda Niksar ilçesinde bir okulda idarecilik yapmaktadır.

Dünya küçülüp sanal dünya gelişince Şahman Açıkel albümündeki geçmiş zaman anılarını tarayıp facebookta paylaşır.  O an o gizli hazine çıkar ortaya. Köyün 30-40 yıllık arşivi gün yüzüne çıkar bir anda. Fotoğraflar yeniden canlandırır eski zamanları, tüm mutluluk ve acıları serer gün ışığına.

Fotoğraf karelerine sığınmış mutluluklar yeniden tebessüm olur dudaklarda. Yeniden yaşanır eski zaman acıları bir anlık. “ Hey gidi günler  ” dökülür öyle sere serpe orta yere tozlanmış çeyiz sandığı gibi. Fotoğrafın altındaki beğen tuşuna bol bol basılır. Fotoğraflar paylaşır sanal dünyanın kalabalığında.

Önce taşımalı eğitimle birlikte köy okulları bir bir kapandı.  Öğrenciler uzak yerlere gitti. Köy okullarının bahçesindeki çocuk sesleri kesildi. Sonra gençlere yetmez oldu köyler. Bir umutla birlikte şehirlerin yolunu tuttular. Eli kalem tutan ve deklanşör basan öğretmenler gelmez oldu köylere.

Şimdilerde Anadolu’da Niksar’ın Arıpınar köyünde olduğu gibi köyler yaşlılara kalmış. Seksen hanelik Arıpınar köyünde 40 hanesinin kapsına kilit vurulmuş. Şehirlerde rastladığımız “öldüğünden birkaç gün sonra haberi olunan yaşlılar” köylerde de var artık.

Artık köylerde bahar habercisi menekşelerin açtığından kimsenin haberi yok. Yazın bahçelerden komşunun elmasını, armudunu, kirazını eriğini “yolacak” haylaz çocuklar kalmamış. Kışın köy meydanını buz pistine çeviren çocukları kovalayan ihtiyarlar yok. Okulların zilleri susmuş. Kara tahtalara ak yazgılar yazılmaz olmuş. Şahman öğretmen gibi köy öğretmenin siyah beyaz fotoğraflarında kalmış Anadolu köyleri…


Leave a Reply