Sanat Zekatı Vermeyenler

Toplumların gelişmişliğinin en büyük göstergesi şüphesiz sanattır. Görsel sanatlarda, gösteri sanatlarında, plastik sanatlarda ortaya konulan eserler medeniyetlerin göstergeleridir. Toplumlar bugün zenginlikleri ile ağırlanır, yarın dünya mirasına bıraktıkları eserler ile değerlendirilir.

Ülkemiz iki binli yıllarda ekonomik krizle sarsıldı. Bankaların içi boşalttırılarak sözde devlet savunucularının öz sermeyesine dönüştürüldü. Mağduriyetin öfkesi, muhafazakâr kimlikli AKP’ye iktidar yolunu açtı. Yeşil sermaye olarak itelenen, her türlü ihaleden dinci, şeriatçı diye dışlanan muhafazakâr iş dünyası önündeki engellerin kalkması ve devlet ihalelerinde önünün açılması ile birlikte büyük kazanımlar elde etti. Sosyalist tabirle AKP kendi burjuvazisini oluşturdu. Bu burjuvaziye karşı antikapitalist Müslümanlar bile ortaya çıktı.

Bugün Türkiye’nin ekonomisi dünya çapında konuşulan ufak tefek olaylardan etkilenmeyen sağlam bir yapıya sahip olarak adlandırılıyor. Dindarlarında “helal olmak” “kul hakkı yememek” şartı ile bu nimetlerden yararlanmasına kimsenin bir şey dediği yok.

Selçuklu, Osmanlı gibi bin yıllık bir medeniyetin varisleri olan AKP geleneğinin zenginliği yaşanılan lüks konutlara, villalara, lüks araçlara, marka giyimlere, İslami tatil tarzına yansırken sanata yansımadı.

Son on yıldır her alanda kalkınan ülkemizde neden muhafazakâr sanatın/sanatçının önü açılmadı? Neden sanat icra eden dindarlar desteklenmedi/ desteklen mi yor?

Dindarlar sanattan kültürden anlamıyor, bu işin uzmanı solcular söylemini afişe edercesine sol gelenekten gelen Ertuğrul Günay kültür bakanı oldu. Mesele Günay’ın kişiliğinden öte dindarların sanata kültüre soğuk durmasıdır.

Sinema sektöründe son on yıla (öncesi de zaten yok)baktığımız zaman hangi “İslami denilebilecek” filim ortaya konulabildi. Tek yapılan yıllarca devlet sanatçısı olarak milletin sırtında taşınan sözüm ona devlet sanatçılarının birbirinin kopyası kanal kanal dolaşan dizileri çekildi. Dizilerden zengin olan sözde sanatçılarımız gezi parkında çapulcu olarak milletin karşısına çıktı.

Karşısında hüngür hüngür ağlanılan sır kapısı tarzı filmler de oynatacak kaç muhafazakâr/sağ görüşlü sanatçı var. Gündüz dizide aksakallı dede olan sanatçı gece meyhanede kafa çekerken fotoğraflandı. En şaşalı 1453 Fetih filminin başrol oyuncusu “fetih kutlamaları yerine devrimci gezicilere katılmayı tercih ederim” diye Taksim’in yolunu tuttu.

Mimari alanda mücahit müteahhitlerimizin ortaya koyabildiği en büyük sanat eserleri TOKİ’lere estetik yoksunu camiler yapmak oldu. Hükümetin hakkını vermekte gerekir çok sayıda yıkılmaya yüz tutmuş tarihi eser restore edilerek geleceğe taşıdı.

Yeşil sermaye olarak dışlanan firmaların önde gelenlerinden Ülker gurubunun yeni patronu Murat Ülker resim sanatı alanında dindar iş adamlarına büyük ufuk açtı. Her ne kadar işe çerçeve ile başlasa da sıra tuvale de gelecektir. Her fırsatta dindarları aşağılayan Bedir Baykam’ın boş çerçevesine 250 bin TL vererek sanatçı hamiliğini ortaya koydu. Sosyalist Bedri Baykam paranın rengi olmaz düşüncesi ile parayı cebe indirdi. Murat Ülker’in boş çerçeveye yüklü miktarda ödeme yapması ise “kıroyum ama para bende” repliğini hatırlattı. 23 Nisanlarda çizgi filim sponsorluğunu da unutmayalım.

Roman alanında bize Mevlana’dan Mevla’ya “aşkı” anlatan sağda gördüğümüz Elif Şafak gezi olayları için gazetelere verilen “kaygılıyız” ilanı ile muhafazakâr liseli kızların hayallerini suya düşürdü.

Dün mağdur bugün mağrur ve mamur dindarlar şapkayı önlerine koymalı. Kazandıklarının zekâtını ramazan paketi ile verebilecekleri zannından kurtulmalı. Sanata, sanatçıya destek vermeli. Sinema, Oyunculuk, Resim, Ebru, Hat… Okulları/kursları açmalı, çocuklar bu alanlara yönlendirilmeli, sanat ve kültür alanındaki projelere sponsor olunmalıdır. Hiç yapamıyorsa bir ebru sergisinden tablo almalı (bir Vakko eşarp parası), bir hattatın kalemine mürekkep olmalı. Bu kadarda sanat yoksunu ise öğrencilerin çıkarttığı okul dergilerine kartvizitlik reklamla destek olunmalı.

Eğer geleceğin dünyasında İslam medeniyetinden söz ettireceksek (böyle bir kaygımız varsa) herkes malının sanat zekâtını da vermelidir.

Ey mal mülk yığan dindarlar, bankaya parasını dolar olarak yatıranlar Ebu Zer gibi yaşayamıyorsanız bari Salebe gibi sonunuzu da hazırlamayın.

Leave a Reply