Gurbet Kahvesi

Selam verdi, ilişti  boş bir masaya
Etrafı şöyle bir süzdü,
Garsona bakıp “çay” dedi
Aniden daldı uzak limanlara
Hüzün mavisi gözleri

On altı mı desem on yedi mi
Eh, işte o yaşlarda.
Bıyıkları daha henüz terlememiş
İçinde bir dert var gibi
Henüz, kimseye söylememiş.

Derdi olmayan gelmez bu kahveye
Zaten burası Gurbet Kahvesi
Herkes kendi oyununu oynar
Burası, tek kişilik oyun sahnesi

Bilmediği gölden su içen ceylan gibi
Ürkek ürkek yudumladı çayını
Herkes gibi oda gelmişti gurbete
Oda alacaktı kaderden
Kendine düşen payını

“Merhaba” dedim, oturdum yanına
“Merhaba amca” dedi
Yüzü Harran’a benziyordu, yanık
Yüreği Palandöken kadar aktı
“Memleket nere hemşerim” dedim
Derin derin uzaklara baktı.
“Tokat” deyi verdi.
Ses vicdanımda yankı yaptı

Dedim “yiğen mevsim daha bahar
Sen daha  tomurcuksun
Gurbeti omuzlamak için
Sen daha küçüksün”

İçinde bir buz kütlesi erimiş gibi
Damlalar dayandı gözlerine
“babam öldü” deyi verdi
Anladım ki baharda doluya tutulmuş
Bir şeftali çiçeği idi

“Kimin kimsen var mı buralarda?” dedim
Çökmüş omuzları daha da çöktü
Eğdi başını sustu.
O perişan hali ile
Dilinden daha çok konuştu
Anladım ki sahipsizlik
İstanbul’dan daha  büyüktü.

Dedim“ne iş tutacaksın”
Ökseye tutulmuş bir kuş gibi
Ne yapacağını bilmez bir durumda
Çırpındı yüreği.
Anladım ki
Yıkıldı içindeki umut direği.

Üzülme hemşerim üzülme.
Burada herkes senin gibi
Herkes birbirine benzer
Hepimizin ki ekmek kavgası
Sana da bir kapı açar, kader.

Kalkmak için müsaade istedi
Dedim “müsaade senin”
Nere gideceğini bilmiyordu
Ama ben biliyordum
Bilmediğine gidecekti.

Çay parasını ödemek için
Küçük ellerini cebine attı
Dedim “bendensin hemşerim”
Başı ile bir sağ ol yaptı
Bir çocuk gibi oturduğu sandalyeden
Büyümüş  bir adam gibi kalktı
Gurbetçi kahvesine
Herkes gibi oda bir selam bıraktı

HASAN MAHİR
www.hasanmahir.com 

Leave a Reply